29 Nisan 2012 Pazar

"Ayyy çok tatlııı" ödüllü mimi


Ödevini geciktirmiş öğrenci modunda mimimi geciktirmenin verdiği rahatsızlıkla nihayet yazıyorum.
Sevgili Kuul'umsu Kadın "ayy çok tatlısın" ödülünü vererek mimlemiş beni.
Ay çok teşekkür ederim, sen de sen de çok tatlısın.
Utandım yahu, kırmızı surat smiley

Tabi bu ödülün bazı soruları da var. Hemen cevaplıyorum:

1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
Önümüzdeki haftayı atlattığımızda çok mutlu ediyor olacak.
Çünkü bu hafta senenin en yoğun haftası olacak.
Genel olarak bakacak olursak evet, ediyor.
Mizacıma uygun bir meslek olduğunu düşünüyorum.
İç işlerinde özgür, dış işlerinde başkasına bağlı olmak hoşuma gidiyor, özgürlüğün fazlası beni bozar çünkü.
Suyunu çıkarırırm biliyorum ben kendimi.
Sürekli üretmek, kendini yenilemek zorunda olmak da bana göre, her ne kadar şikayet etsem de; çünkü tembelliğe meyilli bi karakterim. 
Ama tembellikte de depresyona girerim, böyle de çelişkiliyim.

2) Dilediğin meslek miydi?
Akademik camiadan haberim olmadığı için böyle bir dileğim olmamıştı.
Aslında ben hep şarkıcı olmak isterdim.
Benim yüreğimden kopan melodileri, dizeleri, dolu bir salonda, yüzlerce insanın ağzından duymak düşüncesi bile uçurmuştur beni.
Ama ne zaman şarkı söylesem "bu şarkıyı kim söylüyor?.. bırak o söylesin" espirisine maruz kaldım.
Sonra dedim söyleyemiyorum bari çalayım, oynak bi şarkıda oynamaktan gitara akor basmayı unuttuğumu gördüm.
Sonraları en çok psikolog olmak istedim.
Ama bizim okulda kafası çalışmayan sözel seçer imajı vardı, kendimi asla bu konuma düşürmezdim.
Zaten coğrafyaya da kafam basmıyordu.
Hem fene de merak vardı bi taraftan.
Dersanedeki Fizik öğretmenime çok özenirdim.
O sıralar dilemiş olabilirim.
Pek içten dilemişim anlaşılan.

3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?
Yapı itibarıyla sosyal bi insanım, zaten burcumun da özelliği bu, terazi kadını=sosyal hayat.
Ama herşeyin azı karar çoğu zarar diyorum.
Arasıra yalnız kalmalı, tek başıma bişeyler yapmalı, kulaklığımı takıp yürümeli, evimde sakince pijamalarımla bütün gün kitap okumalıyım.
Öyle yapışık ikizleri gibi ayrılmayan çiftlere uyuz oluyorum.
Ama sürekli bir yalnızlık hali, çakma ıssız adam rolleri, benim sevmeye engel evcil acılarım var triplerini de sevmiyorum.
Dediğim gibi herşey kararında güzel.

4) Tatsız duurmlardan kaçmak için yalan söyler misin, dürüst ol?
Sorunun gelişi "sıkıysa söylemem de de göreyim" diyor zaten.
Her insan gibi tabi ki.
Ama %98i iş konusunda.
Misal:
Danışman: "Bildiri hazır mı Narçelen, hazırsa gel de bakalım"
Narçelen iç ses: "Hönkk! Hay bin kunduzzzz, tamamen unuttum ben onu :S"
Narçelen dış ses: "Iıı..şeyyy..hocam.. Hazır, hazır tabi ki, ama son bikaç düzeltme yapmak istiyorum, içime sinmedi. Yarın baksak olur mu?"
Narçelen odasına döndüğünde oda arkadaşına: "beni idare et, eve gidiyorum, sabahlamam lazım"
Genelde böyle şeyler.
Özel hayatımda çok söylemem.
Hatırlamam çünkü söylediğim yalanı.
İstemediğim davetler, bir de benden borç istemeyi alışkanlık haline getirmiş arkadaşlar dışında gerçeği söylemeyi tercih ederim.

5) Yabancı dil konuşuyor musun?
Of course I do.
Koko ist ein Papagei.
Je T'aime

6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak ya da yurtdışına gitmek istiyor musun?
Üni.den mezun olduğumda küçücük bi evim ve bi kedim olsun istiyordum.
Evimi çok severek, beğenerek seçtim.
Mobilyalarım aceleyle ve olmayan bütçeme uygun olarak alınmıştı.
Haziranda rüyalarımdaki eve çok yaklaşacak, bahçesi olmaması dışında.
Taşınmak istemiyorum, semtimi seviyorum.
Yurtdışı planım var ama kısa süreliğine ve tezim bittikten sonra.
Orada yaşamayı istemem.

7) Mobilya değiştirmeyi sever misin?
Tabi tabi.
Bardaklar mobilyadan sayılıyorsa sık değiştiririm, çünkü sürekli kırılıyorlar.
Haziranda salondaki mobilyalarım değişecek, bu yüzden çok mutluyum.
Nihayet evim benim zevkimi yansıtacak.
Mutfağım ve banyomda da tadilat yapılacak, herşey hazır, dönemin bitmesini bekliyorum.

8) Çevreye, hayvan korumaya katkın var mı?
Alışverişlerimde çantama sığıyorsa aldıklarım poşet almıyorum mesela.
Yere asla çöp atmam.
Hemen hemen her market alışverişimde kedi maması da alır, kedilerin alışkın olduğu yerlere azar azar bırakırım.
Onun dışında elimden gelen başka şeyler olmasını isterdim.
Sokakta ön patisi kırılmış bi kedicik var.
Gördükçe içim sızlıyor ama benimle birlikte veterinere gelmeye bi türlü yanaşmıyor.
Nolur gelse de patisi düzelse, çok üzülüyorum ben :((

9) Televizyon ve filmleri sever misin?
Tv ile çok aram yok.
sabahları müzik kanalı, haftasonu Sünger Bob, o kadar.
Ama filmleri tabi ki severim.
Genellikle netten izlerim.
Tv den izlerken uyuyakalıyorum nedense.
Çocukluktan alışkanlık olsa gerek.

10) Bırakmak istediğin kötü huyların var mı?
Tembelliğimi bırakabilsem süper olurdu.
Ne zaman birşey başarmaya yaklaşmış olsam, uyku denen o dünya tatlısı ayıcık oturuveriyo üzerime.

Sonra fazla meraklıyım.
Aa bu neymiş diye elimi arı yuvasına sokmuş, sobayı tutmuş bir çocukluk hayatım var.
Büyüdüm, bişey değişmedi.
Sırf merak ettiğim için yaptığım ne anlamsız şeyler oldu neler.
İşin kötüsü daha da olacaklar.

11) Loto ve benzeri şans oyunu oynar mısın?
Şansımı maddi konularla hırpalamak istemem.
Genellikle turnanın gözüne saklarım.


Sanırım bu kadar.
Tekrar teşekkür ediyorum ödülüm için.
Pek şekerdi pek :))

Canım Cecelim

Heyecanı iki gün önce basar, süreli onun şarkıları dinlenir.
O gün akşamına yorgun olmamak için okul asılır.
"İşten çıkıyorum, çıktım, şimdi çıkıcam" faslının ardından "kızılay trafiği" klasiği de atlatıldıktan sonra buluşulur.
Daha arabadayken başlanır, olmayan sesle 
"Esss nereyeee istersennn 
Nerde çok sevdiysennn 
kal bi mi ka vura ka aavuraaa"

Şarkı söylemeye dalıp Akay kavşağı kaçırılıp, yanlışkla cinnah sapağına dönülüp, dikmen yokuşunda kayıldıktan sonra nihayet Anadolu Gösteri Merkezi bulunur..
Tam zamanında ohhhhh..
Girişte bileti tam Cecelinin resmi üzerinden yırtan psilik görevliye uyuz olunur.
Koltuk numaraları boşverilip, özellikle istesen bulamazsın vaziyetinde harika bir konumda boş koltuklar bulunup kurulunur..

Ferhat Göçer konserinde gelindiğinde Anadolu Gösteri merkezinin merdivenlerini çıkarken "Ceceli gelsin yaaa" cümlesi biter bitmez Cecelinin konser afişinin görüldüğü hatırlanıp tebessüm edilir ve Tanrıya şükürler bildirilir.

Konser başlar, Ceceli görünür.
Siyah kumaş ceket, kot pantolan, spor ayakkabı.
Tv de görüldüğü gibi beyaz, akça pakça bebek bir yüzle..





Senin o enerjine, o güzel sesine, tatlı diline, hikayelerine, o ay parçası bebek yüzüne, yüreğine, kıvrak danslarına, o muhteşem gülüşüne sağlık canım Cecelim.
Yerim ben seni yaa..

Gülümseyerek uyunur.
Bütün haftasonu gülümsemeye ve şarkılarını söylemeye devam edilir.

Günahını boy numaa Seni koyyy numa alsam Hem zehrim hem şehrim limonnnn çii çekk lerimol sannnn ben görr medim böyyyle a lımı çaaa lıııııı mııııı..

Ve ölmeden önce yapılacaklar listesine bir tik daha eklenir..

28 Nisan 2012 Cumartesi

Pagagnini

Perşembe akşamı oldukça yorucu birgün geçirdikten yine 29. Anakara Müzik Festivali kapsamındaki bir gösteriye gitmek üzere buluştuk.
Ama nasıl yorgunum.
Pagagnini isimli bir grubu izleyeceğiz.
Komedi-klasik yazıyor yanında da.
Klasik müzik konseri belli ki de komedi de ne acaba?


Önce yemek yedik.
Yemekten sonra demli bir çay içtim ki uyuyup da karizmayı çizdirmeyeyim.


Grup sahneye seyircinin arasından çıktı.
Her birinin elinde boy boy kemanlar.
Klasik müzik konseri diye gittik ama resmen keman tiyatrosu gibiydi.
Gıygıylarıyla iyalog kuruyorlar.
Bir de baktım kahkahalar atıyorum.


Ardından enstrümanlarını çalarak yaptıkları flamenko, kovboy dansları, espirileri, tatlılıkları..
Bir kısmında seyirciden iki kişi aldılar sahneye ve onlarla birlikte müzik yaptılar, birinin ortaçağ zili, diğerine lastik ördek vererek.
Onlar gittiğinde bir müzisyen bayan seyirciye aşık oldu ve Je'taime diyerek serenat yaptı.
Çok çok çok ama çok eker bir gruptu.
Yine gel Pagagnini, yine gel..





27 Nisan 2012 Cuma

Yihhi hahuuuuu

Yihhi hahuu yihi yihi haaa huuuuu..
Bugün çok çok sevdiğim birinin doğumgünü.
Ve varlığıyla çok iyi geldiği gibi, doğduğu günle de uğur getirdi.

2 sene önce Gazi Eğitim Fakültesi Dergisine bir makale yollamıştım.
2 senedir ses yoktu.
Geçen hafta düzeltme gelmişti: "1 hafta içinde düzeltmeleri yapıp yollayın"
Hah dedim, bu yoğunlukta bir bu eksikti.

Sabah bilgisayarımı açtım, mail adresimi kontrol ettim veeeeeeeee..
Dergiden cevap gelmiş.Bu kadar çabuk mu!!
Yüreğim ağzımda açtım veeeee...

Kabul edilmişşşşşş!
İlk makalem yayınlanıyorrrrrrrr heyoooooooooooo!

Telefona sarıldım hemen, ilk olarak kimi arasam bilemedim.
Ankara mı, Adana mı, İstanbul mu?
Ciddi arada kaldım.
Sonra ne farkeder dedim ya, biri ilk olmak zorunda, sonuçta hepsi de canımdır.
Dünden beri sesimin kısık olduğu gerçeğini atlamışım.
Engel mi bana,  bağırıyorum tel de.

İlk telefon konuşması:
Ben: Makalemi yayınlıyorlarrrrr!
Can 1: Hıı? Makarna mı yapasın var??
Hönkkk...
Ve ben de hatlar kopar....
Hay Allahh
:)))

İşte böyle güzel başladı bugün.
Hadi bakalım, siftah GEFAD'dan bereketi Allah'tan diyelim..
-

24 Nisan 2012 Salı

Dizi Dizi Mİm'ler



Yeni mimim sevgili asabibakire'den gelmiş.
Konumuz diziler.
Açık uçlu olarak dizilerle ilgili 8 şey yazmamı istemiş.
Aklıma ilk gelenleri kendime soruyor ve cevaplıyorum..


1. Dizini nasıl alırsın?
Bendeniz, öyle saatinde tv önüne oturup birilerinin belirlediği sürede ve belirlediği kadar izleyemiyorum.
Ya sıkılıyorum ya da yetmiyor.
Daha önemlisi işi gücü ona göre ayarlayamıyorum.
Biri hadi çıkalım dediğinde ya da yarına yetişecek bi iş olduğunda seçim yapmak zorunda kalmak istemiyorum.
Mümkünse bir pazar günü, kekimi, sütümü alıp, yayıla yayıla istediğim kadar izlemeyi tercih ediyorum.
Bi bakmışım akşam olmuşluğu da çoktur hani.
O nedenle cd den, dvd'den, i.netten izlemekten yanayım.


2. Peki hangileriymiş onlar?
Merlin 1 numaramdır. Yeni sezonu dört gözle bekliyorum.


The Big Bang Theory'ye bayılıyorum.


Heroes'un ilk sezonunu nefes almadan izledim ama devamını getiremedim.


Gossip Girl'ü unutamam tabi ki.


3. Peki ya yerliler?
İç karartıcı, anam öldü, babam kaçtı, ben seni sevdiğimi söyleyemedim ama aslında ablana vuruldum hikayeleri bayıyor beni..
Yerli dizlerden Muhteşem Yüzyılı izliyorum.
Biraz daha tarih koksa mutlu olacağım ama entrkiları ağzım açık izliyorum.
Not alıyorum hatta, belki lazım olur diye (nerede lazım olacak, büyüyünce haremde cariye olmayı mı düşünüyorum diye sordum bak şimdi).


Bir de denk geldikçe, evde oldukça Yalan Dünyayı, ama cuma akşamı olduğu için kaçıyor genelde.


Onun dışında da izlemesem de birçok diziden haberim var. 
Çünkü odam salonun dibinde ve annem izlerken duymak zorunda kalıyorum.


4. Çizgileri unuttun mu?
Hayır tabi ki.
Son hava bükücü Avatar olmazsa olmazım.
Sünger Bob'suz haftasonu kahvaltısı da olmaz, olamaz.


5.Tahammül edemediğin diziler hangileri?
Bir numaram Dinle Sevgili.
Bitti diye seviniyodum, yenisini ekmişler.
"Ah aşkım seni öyle çok seviyorum ki öyle çok öyle çok yani"
"Hayır aşkım asıl ben seni öyle çok öyle çok" tarzında vıcık vıcık, mıç mıç bişey.
Ameliyat oluyorlar yanyana, biri diğerine böbreğini veriyor, narkozda bile elleri birbirine değiyor yani düşünün.
Bırrrrrr aklıma gelince bile ülpertiyo beni mıy mıy mıyyy dizi.


İki numaram Akasya Durağı.
Yahu her bölümü mü aynı olur bir dizinin!


Üç, Deniz Yıldızı.
Gerçi Deniz gitti, artık daha tahammül edilebilir.
Artı yaz geldi, ben geldiğimde bitmiş oluyor neyse ki.


6. Gelmiş geçmiş tek geçerim dizilerin neler?
7 numara der dururum.
Tatlı hayat diye devam ederim.
Olsa bir daha bir daha izlerim.


7. İzlediğin dizilerde tahammül edemediğin şeyler?
Bi kere o sümüklü sıçan Guivenere'in güzelim çocuk kral Artur'u öpmesi.
Arthur'un saçlarının, koca kral oldu hala çocuk gibi  önüne dökülmesi.
Lancelot'ı öldürmeleri (Merlin)


Şehzade Mustafa'nın yerli sümüklü sıçan Efsun'a güzel güzel bakması. (Muhteşem Yüzyıl)


Hande'nin ağzından çıkan her söz (Dinle Sevgili)


Yeryüzünde Toprak diye bir karakterin varolma ihtimali (Lale Devri)


8. Baktıkça içini açanlar?
  Santiago Cabrera hi res stills
Arthur                                                                           Şovalye Lancelot 




                                                                                     Pargalı İbrahim                                                         


         
Şehzade Mustafa                                          Malkoçoğlu Bali Bey                        


  
Cansel




Hadi Lancelot'u sineye çektik.
Ama birine daha bişey olursa daha da izlemem söyliyim..


Benden bu kadar.
Top sizde Kuul'umsu kadın ve Smilena :)









23 Nisan 2012 Pazartesi

İçindeki çocuğa sahip çıkanlara

çocuk kalmak

Tüm çocukların ve
Sünger Bob'u kaçırmayanların,
Tüp çikolata görünce kendinden geçenlerin,
Nutellayı yüzüne gözüne bulaştıra bulaştıra yemeye bayılanların,
İKEA ve Koçtaşta alışveriş arabalarını kaykay gibi kullanıp, yarış yapanların,
Parktaki kayacaklardan kahkaha atarak kayanların,
Ponponlu çoraplardan, vakvaklı pijamalardan vazgeçmeyenlerin,
Uçaklara el sallayanların,
Tabaktaki son patates kızartması için 3. dünya savaşı çıkarabilenlerin,
içindeki çocuğu kimselere vermeyenlerin
Çocuk bayramı kutlu olsun..

Bu şarkıda benden onlara gelsin:

22 Nisan 2012 Pazar

Sihirli Mim

Sevgili Sihirtozu üzerime tozlarını serperek mimlemiş beni.
Tozlarının uğur getirmesini dileyerek cevaplamaya başlıyorum:


1. Bloğumu ne sıklıkla ziyaret ediyorum?
Blogumu ziyaretim canımın sıkılmasıyla doğru orantılı.
Canımın sıkılması da yapmam gereken iş miktarıyla.
Yani hazırlamam gereken soru, yazmam gereken makale, yetiştirmem gereken bildiri sayısı ne kadr fazlaysa ve bunlar için ne kadar az zaman kalmışsa canım o kadar fazla sıkılıyor ve sürekli blogumu ziyaret ediyorum :)
Genellikle haftaiçi hergün.
Haftasonu gezme tozma, geyik yapma eylemleri arasında genellikle gerekmedikçe bilgisayarımı açmam.


2. Bloğumun en çok neresini seviyorum?
En çok benim oluşunu seviyorum.
Kendim için, kendi zevkime göre yazışımı seviyorum.
Bir de açınca karşıma çıkan nar resmini çok seviyorum.


3. Bilgisayarda vaktimi ne yaparak geçiririm?
Genellikle maillerimi cevaplarım.
Bitince kafama takılan birşey vardır mutlaka, onu araştırmaya girişir, forumları tararım kim ne demiş diye.
Bu sıralar yemek tarifleri aramakla geçiriyorum, her haftasonu yeni birşey deniyorum ve başarılı oluyor, çok mutluyum.
Gönül isterdi ki, "yeni yayınları takip ediyorum, bol bol makale araştırıp okuyorum" diyeydim.
Yok, ne yalan söyliyim, öyle huylarım yoktur durduk yerde.


4. Şu sıralar en çok dinlediğim şarkılar?
Bu sıralar radyo dinliyorum, özellikle de türkçe müzik dinliyorum.
Evden çıkmamla takıyorum kulaklığımı açıyorum radyoyu.
Okulda bilgisayardan devam ediyorum, okul çıkışı tekrar kulaklıktan.
Sürekli türkçe pop dinliyorum.
En sevdiklerim "bana bi güvensen şu kışı geçirsem söz daha güzeliz baharda"
ve
"biz iki romantik deli iki serseri, biz seninle kışa dönmüş yaz çiçekleri"
en çok bunları sevdim, ama kim söylüyor diye sormayın bilmiyorum..


Bitti :))





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...