mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2016 Pazartesi

Mim: Kadın olmak

Kafası Karışık Blog tarafından kadın olarak konulu mimle mimlenmişim.
Hem de tam yine bu konuda sinirlerimin zıpladığı günlerde.
Çok dolmuştum, benim için de iç dökmeye vesile olacak.
Çok teşekkür ediyorum Dilek'e.

Kadın olmak..
Kendini tanımaya başladığın daha o 3,5 - 4'lü yaşlarda "ayıp" kelimesiyle karşı kalmaktır kadın olmak.

3 Eylül 2014 Çarşamba

Moda Mimi

Yeni dönem başlıyor.
Yoğunluktan yine yazamıyorum yazılarımı.
Tatil postlarım henüz beklemede.
Ama Sevgili Beyaz Begonvil keyifli bir mimle mimlemiş beni.
O yüzden bekletmeden cevap vermek istedim.





1) Sizce Moda Nedir?

Bence moda; mağazalara hep aynı modelleri yollayan bir şahıs.
Canı ne isterse onu giymek zorunda kalıyoruz ve asıl amacı benim hayatımı zorlaştırmak oluyor :)
Genellikle de benim aradığım şeyler "modası geçti" oluyor ve bulamıyorum.
Örneğin küçük çanta kullanmak istediğimde kocaman çantalar moda olmuş oluyor, ya da renkli giysiler ararken yılın modası gri-kahve falan oluyor.

2) 2014/2015 kış modasına bakacak olursak sizin gözünüze çarpan hoşunuza giden ne olur?

Kış modasına hiç bakmadım.
Kışla ilgili henüz birşey görmek istemiyorum.
Bu yaz ne güzeldi sıcacık sıcacık.
Yaz bitmese, ifil ifil elbiselerimi hiç çıkarmasam üzerimden.
Kalın giysileri hiç giymem gerekmese.

Soruya yine de cevap vermek için kopya çekiyorum.
Beyaz Begonvil ekoselerin bol olacağını söylemiş.
Yaşasınnnnn!!
Bayılırım ekoselereeee!!

3) Sevdiğiniz 3 marka ismi verecek olsanız bunlar neler olur ?

Adil Işık, Koton.....
3. yü seçmek zor.
Bershka ile Stradivarius arasında kaldım.
Zaten bedenime uygun olan markalar o kadar sınırlı ki :(

4) Tavsiye edecek olsanız, bir bayanın dolabında bulunması gereken olmazsa olmaz neyi önerirsiniz?

Siyah bir şeyler olmalı kesinlikle (etek, pantolon, gömlek... tarzı neyse)
Bir de beyaz gömlek ;) Hayat kurtarır..

5) Peki son bir tavsiye istiyorum.Dışarıda şöyle bir baktığınızda insanlara giyim konusunda ne önerirsiniz?

Moda başlığı altında tek örnek giyinmek zorunda bırakılmaya artık hayır diyin lütfen.
Herkesin paçası dar, herkesin gömleği kahve, herkesin eteğinin kumaşı puantiyeli olmasın lütfen.
Herşey herkese yakışmaz bir.
İkincisi moda bizim için olmalı, bize rağmen değil!!

Mimi kendine ait bambaşka bir tarzı olan miyavkedicik'e  ve sevgili SRY'a yolluyorum..


22 Ağustos 2014 Cuma

Sendroma iyi gelen mim




2 haftalık dolu dizgin bir tatili yiyip bitirmiş bulunuyorum.
Sendroma neresinden girsem acaba derken Sevgili Burcu mimi ile beni hem mutlu etti, hem de oturup "burda ne işim var yaa, şortum nerde, denize gircem ben...." düşüncelerinden uzaklaştırdı.
Ona çok teşekkür ediyorum.
Yalnız soruları baya bayaa zordu.
Bakalım neler söyleyebilmişim:

1) Bu gece öleceğinizi bilseniz bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder misiniz? Peki, neden söylemediniz?
Genellikle düşündüğüm şeyleri karşımdakilere anında söylerim.

5 Aralık 2013 Perşembe

Benimle ilgili 5 bilgi


Bricit'e mimi için teşekkür ediyorum.
Ve geciktirmeden cevaplıyorum..






Üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen 20'li yaşlarda gösteriyorum. Önceki yıllarda biraz bozuluyordum ama artık bunu bazen acayip kullanıyorum. Özellikle en şirin halimi takınmam gereken zamanlarda çok işe yarıyor..





Tatlıyla hiç aram yok. Özellikle de baklava, tulumba gibi hamur tatlılarıyla. çikolata da pek yemem. Olur da biri alırsa da bir taneyi bitiremem. İşyerinde öğle yemeğinde sup, keşkül gibi şeyler çıktığında bir kaşık alıp arkadaşıma veriyorum kalanını.






Evet, tatlı zaafım yok. Ama benim de cips, kuruyemiş zaafım var. Koy önüme bir paket cips, soslu fıstık, badem, kaju; bak senin çikolata karşısında yaşadığın azapları nasıl yaşıyorum.







Bi köpeğim olmasını çok istiyorum. Şöyle uzun kulaklı bir cocker mesela. Ama sırf sabah erken kalkıp çişe çıkarmayı gözüm yemiyor diye alamıyorum. Sabah uykusuna çok düşkünümdür. Erken kalkmayı hiç sevmem, kalktığımda da bütün gün uyuklar dururum.






Üşümekten nefret ederim. Sıcağı severim ama yazın. Kışın kaloriferlerin çok yakılmasını da sevmem. Üşürken, hele de ayaklarım ısınmadan asla uyumam.








Öncelikle miyavkedicik'e ve kitapçıkedisi' ne yolluyorum.

1 Ekim 2013 Salı

Mim: blogger buluşması

Mimlerim birikti yine. Cevaplamayınca ödevini yapmadan derse gelmiş öğrenci gibi hissediyorum. Sevgili Biricit beni mimlemiş. Sıcağı sıcağına yazayım hemen:

Blogunuzun Adı: NarÇelen

Hangi ilde yaşıyorsunuz ve semtinizi söyler misiniz? : Ankara'da, Kurtuluş'ta yaşıyorum.

Blogger buluşmalarına katıldınız mı? : İstanbul'da hep duyuyorum ama Ankara'da blogger buluşması hiç duymadım. Dolayısıyla katılamadım.

Bulunduğunuz ilde bir blogger buluşması olsa katılmak ister misiniz?Tabi ki isterim. Hele de takip ettiğim blogların sahipleri olursa koşa koşa giderim.


Sizce bir blogger buluşması etkinliği nasıl olmalı?: Rahatça sohbet edilebilcek ve herkesin birbirini görebileceği (bir kişi masanın bir ucunda, diğeri diğer ucunda toplantıları sevmiyorum) bir ortamda olması gayet hoş olur.

Umarım yakın zamanda böyle bir buluşma olur da Ankara'da takip ettiğim blog arkadaşlarımı görme fırsatım olur..


18 Mart 2013 Pazartesi

İlk blogdaş mimim





Blogdaş etkinliğinde linklerimizi paylaştığımız rengarenkyakamoz mimlemiş beni.
Bekleyen diğer mimlerim var, ödevini yapmadan okula gidip öğretmenin gözüne bakamayan öğrenci gibi hissediyorum kendimi mimleri cevaplamayınca.
Sıcağı sıcağına cevaplıyorum hemen bu mimi.
Her bir soru üzerine bir post yazılır aslında ama aklıma ilk gelenleri söyleyeceğim:

1- En son kime yalan söyledin? Niye?
En son bu sabah kendime söyledim. Bugün okula gitmeyip tezime bakacağım biraz dedim. Şimdiye kadar tv izledim, şimdi nette geziyorum. aklımın bi ucunda da Koçtaşa gidip saksı ve toprak almak var kaktüslerim için. belki akşam yemeğinden sonra teze sıra gelir :S

2- Biz okumuyoruz farzet, kendine bir itirafta bulun.
Göbek aldı başını gitti. İyice tembel oldun kızım ya! İyi alıştın arabalarla gezmeye.  Kalk yürü biraz yoksa sığmayacaksın yazlıklara!

3- Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
İstediğim iş öğlene kadar uyuyup, öğleden sonra kredi kartı harcamalarını artırmak. Bihter Ziyagil'in işini yapmak istiyorum. Ama hayır, istediğim işi yapmıyorum.

4- Mutlu musun?
Bi mutsuzluğum yok şükür. Ama biri masaj yapsa, mırıl mırıl uzansam ben de, şu sırtımın tutulmaları geçse daha mutlu olur muyum? Kesinlikle olurum.

5- Keşke... ?
Keşke artık bahar gelse. Şu kalın giysileri kaldırıp atsak. Efil efil elbiselerle dolaşsak. Saçlarım hızlıca uzasa ve kendiliğinden dalga dalga olsa. Bir de keşke öğrencilerim azıcık istekli olsa. Ders anlatırken keyif aldığım tek şey, onları tek tek camdan attığım hayali olmasa.

6- Sence ideal eş nasıl olmalı?
Bunu biri en son sorduğunda 3 defa mail yazarak cevap vermiştim, daha da bitmemişti. Sonuç: yok öyle biri. O yüzden ideal eş, beni eşi olmaya ikna edebilen ve elinde tutabilendir diye kendime oynanayım burada :)

7- Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun?
Ankara'da yaşıyorum. Ömrümü ise Avustralya'da koala bakıcısı olarak geçirmek isterdim. O tombul, tembel gagalı ayıcıkları kucağıma alıp beslemek isterdim.

8- Korkuların neler?
Evde tek başımayken ölmekten ve uzun süre bulunamamaktan korkuyorum. O da kendim için değil, bi kedim var. Zavallıcık aç kalır ve beni yemek zorunda kalırsa annem "kızımı mı yedin sen" diye nefret eder, kedimi sokağa atarsa diye. Evet, kurguda üzerime yok. Ama aklıma geliyor işte. Bir de dişçiden ödüm kopar. Bir de karanlıktan korkuyordum ama o hafifledi.

9- Seni en çok ne mutlu eder?
3 gün boyunca yapmam gereken bir şey olmasa ve bütün gün uyusam, sadece yemek molası vermek için uyansam şu sıralar inanılmaz mutlu olurum. Ama ille de olabilecek bir şey istemem gerekiyorsa beklemediğim bir anda birinden gelen minicik, beni hatırladığını gösteren bir mesaj da beni çok mutlu eder. Sırıtarak dolaşmaya başlarım ortada.

10- Hayatında en çok utandığın an/anı?
Ya bu soruda aklıma gelen sahne hep aynıdır. Orta 2 deyim (şimdi 7. sınıf deniyor). İngilizce dersinde ski (kayak yapmak) kelimesini öğrenmişiz. Okuldan sonra Hayri Amca gelip bizi alırdı, tüm lojmanın çocuklarının servis şoförüydü kendisi. Çok da severdim, çok eğlenceli bir amcaydı, kulakları çınlasın. Servise bindik, aklıma takıldı, ski ne demekti hatırlayamıyorum. Diğer arkadaşlarıma soruyorum. Hayri amca duydu ve yardımcı olmaya olmaya çalıştı. Ben de kelimenin harflerini saydım ama yanlış sırada :S Hayatımda o kadar utandığım bir an daha hatırlamıyorum.

11- Kendinde en sevmediğin özellik?
Sabırsızım. Ve çok kolay sıkılıyorum.


Ve bu mimi Ebru i.S'ye yolluyorum..

1 Şubat 2013 Cuma

Ödülüm ödülüm benim güzel ödülüm_mim


Sevgili Ebru i.S. küçük blogları sevme, koruyup kollama bağlamında beni mimlemiş.
Çok teşekkür ediyorum, özellikle de koruyup kollama kısmı için.
Başlıyorum soruları cevaplamaya:


1.   Sabaha karşı 4'te kapınız çalındı...
Duyarsam sanmıyorum ki açabileyim korkudan. Zaten duymam. Bir tek kedimin sesine karşı hassasım, onun dışında kapıyı yumruklasalar uyanmam. Kardeşin anahtarını unutup, kapıda kalmış ve beni uyandırmaya çalışırken komşuların polis çağırmaya teşebbüs etmişliği vardır :)
2.   Sizden genç bir iş arkadaşınız terfi etti...
Daha yeni doktorayı bitirdi bir arkadaşım. Severim kendisini. Tezini teslim ederken ismimi yazdım ayakkabısının altına. Bizde yaş önemli değil, kıdem önemli, askeriye gibiyiz.
3.   Sevgilinizin annesi size bir hediye almış ama ...
Almamış, kendi elleriyle örmüş. İki tane dünya güzeli atkı, biri kırmızı, biri mor. Elleri dert görmesin. Ama çok utandım ve doğru dürüst teşekkür bile edemedim. Utandım ama napiim..
4.   Arkadaşlarınızla bir kafede buluşacaksınız. Siz biraz gecikmeli olarak gidiyorsunuz ve masada hararetli bir tartışma var."Keşke daha erken gelseymişim" diyorsunuz içinizden. Ne olabilir?
Genelde mesai saati sıkıntım olmadığı için en erken gidenlerden biri olurum. Keşke diyorsam kesin bir dilek gerçekleştirme ya da sevindirilecek bir çocukla ilgilidir. Başını kaçırmışımdır, merak içinde konuya adapte olmaya çalışıyorumdur. Ama bana özet geçerler. Canlarım benim, seviyorum onları.
5.   Hoşlandığınız kişi sizi arabasıyla dolaşmaya davet etti. Arabasına gittiğinizde...
Araba dediği şeyin ya kamyonet ya triportör olduğunu görürüm. Şık araba sahibi birinden hoşlanamama gibi bi virüs taşıyorum içimde.
6.   Sokakta yürürken birinin sizi takip ettiği hissine kapıldınız...
Yavaşlar ve arkasında kalmaya çalışırım. Bakalım ne yapacak? Olmadı karşıya geçerim, markete girerim, dururum. İşini zorlaştırmaktan da keyif alırım. Sen akıllıysan biz de paskalya yumurtasından çıkmadık herhalde.
7.   Haksızlık...
İçimdeki testereyi ortaya çıkaran yegane durum..
8.   İcat ettiğiniz kokteylin adı:
The best sex on the beach (böyle de taklitçiyim :) )
9.   Gemidesiniz ve kamaranızı ....ile paylaşmak zorundasınız.
Fındık faresi, fındık faresi olsun lütfen. Gerçi gemi yolculuğu yapmak hayallerimden biridir, gözüm hiçbir şeyi görmez ama bi sevimli farecik harika olur.
10. Yılbaşı büyük ikramiyesi size çıkmış... (ahh keşke:))
Bir kısmını dilek çocuklarım için ayırırım. Özellikle de kale içinde dileğini aldığım minik fıstığın dileği için. Geri kalanıyla kendime şirin bi kitabevi açarım. Bütün gün içinde oturur ve kitap okur, sadece okuduğum ve beğendiğim kitapları satarım. Tabi ki tavşanlar için ayrı bir bölüm var, kitapları kemirmiyorlar.
11. Bir partiye gittiniz ve kapıdan girer girmez bütün bakışlar size çevrildi...
Yine mi en kokoş benim ya? Ama düğün bu, buraya da sıradan bir etek takıp gelinmez ki. Söyleyin onlara kokoş olan ben diilim, rüküş olan onlar!


ve tabi ki hakkımdaki 11 gerçek:)
            1) Ne yazık ki gösterdiğim gibi 20'li yaşlarımın başında değilim. Ahh ahh geride kaldı 20'ler.

         2) Oda arkadaşımın tam bir paçoz olduğunu düşünüyorum. Bir insan bu kadar korkunç nasıl giyinebilir. Çizgili eteğin altına desenli çorap, üstüne de kareli gömlek giymek nasıl bir zevktir yahu? Birşey söylememek için kendimi çok zor tutuyorum. Beni ilgilendirmez sonuçta çünkü, o öyle seviyordur belki.

         3) Bütünlemede özellikle zor sorular hazırlayacağım. Çünkü sinir oluyorum bütünleme olayına. Bizim zamanımızda çan eğrisi yoktu, 60 ortalama ve finalde 50 barajı vardı. Bize yazık değil miydi madem öyle?

         4) Hayır, aslında hastanede randevum falan yok. Saat 11'de işe geldiğim günler mırıl mırıl yatak keyfi yapıyorum. Sefam olsun..

         5) Karar verdim, yeniden yazmaya döneceğim, şu tez bitsin de.

         6) Dünyaya yeniden gelirken seçim yapmama izin verilirse Buket Uzuner olmak istiyorum. Onun gibi çok seyahat etmek ve o güzel kitapları ben yazmış olmak istiyorum. Ama lütfen evliliğim de mutlu geçsin, boşanmayayım.

         7) 1 aydır, cüzdanımı evde, telefonumu çekmecede, kartımı atm nin içinde, kendimi otobüste unuttuğum ve hatta yapmam gereken sınavı hocamın telefonu üzerine hatırladığım doğrudur. Sorun yok, 2. sorunun cevabında bahsettiğim arkadaşım geçen yıl arabasını, camları ve kapıları açık olarak park yerinde iki gün boyunca unutmuştu. Bu da sürecin bir parçası.

8) Blogda mim yazmayı seviyorum. Ama başkasını mimlemekten biraz çekiniyorum. Yapmış mıdır, yapmak ister mi, mim yapmam der mi diye düşünüyorum açıkçası.

9) Bazen hayal kurup, kurduğum hayaldeki güzel ya da üzücü duyguya kaptırıp, oturup zırıl zırıl ağlayabilme gibi yeteneğim var.

10) Midye, karides, ahtapot gibi şeylerin bulunduğu bir masaya asla oturmam. Oturursam da böğürür dururum.

11) Kendimle ilgili söyleyecek 11 şeyi çok zor buldum. Bunu 3 gündür taslak olarak kaydedip, ekleyerek bitirebildim.

İzlediğim 200'den az üyesi olan çok fazla blog sahibi yok.
Olanlar da yapmışlardı. 
O nedenle 11 kişiye gönderme şartını müsadenizle geçeceğim.
Bu güzel koruyup kollama mimi için tekrar teşekkür ederim.


23 Ocak 2013 Çarşamba

Favori kozmetik ürünlerim top 3 Mimi

Mimlerimi cevaplamadığımda ödevini yapmamış çocuk hissine kapılıyorum, mahçubiyet kaplıyor içimi.
Sevgili Ebru i.S. beni mimleyerek en sevdiğim üç kozmetik ürününü sormuş.
Dolabındaki ürün sayısı, buzdolabındaki yiyecek sayısından fazla olan biri olarak, itiraf edeyim 3'e indirmekte çok zorlandım.
Bu, hayır bu, hayır bu diye diye son kararımı verdim, ama yazarken bile acaba diğerini mi daha çok seviyorum diye düşünmeden edemiyorum.

Birinci tartışmasız, yıllardır evimden eksik etmediğim, onsuz hiçbir yere gitmediğim, mutlaka yenisini kullanmaya başladığımda yedeğini almış olduğum ürünüm: deotak koltuk altı deodorantım.

Terlemeyi önlemiyor ama terin rahatsız edici kokusunu önlüyor.
Başka bir ürün hiç kullanamadım onu keşfettiğimden beri.
İkinci favorim, şu sıralar yeni oyuncak almış çocuk gibi üzerine titrediğim oje matlaştırıcım.
Aslında mat bir oje almak için gittiğim kozmetikçide satıcı kızın gösterip tavsiye ettiği ve iyi ki almışım dediğim bir ürün bu.
Normal ojeyi sürüyorum, üzerine bunu sürüyorum.
Ojenin parlaklığını yok edip, mat ojeye dönüştüyor hemen.
Acaba bu renkte nasıl duracak heyecanınıyla sürekli diğer ojelerimle kullanıyorum.
Aldığım beri ojesiz gezmiyorum.
Üçüncüde çok zorlandım. Dermoday salyangoz toniği ağır bastı.
Alkolsüz, güzel kokulu ve yumuşak bir tonik.
Evet, sanırım 3 numaralı favori ürünüm de bu:
Bir de söylemeden geçemeyeceğim.
Çok sevdiğim bir ürün vardı, çantamdan eksik etmezdim. Neutrogena gliserinli el kremi.
Sürekli çatlayan ellerimi yumuşacık yapardı.
Ne yazık ki paraben içeriyor.
O yüzden artık kullanmama kararı aldım.
Ama yerine başkasını da koyamadım.
Onun gibi etkili, paraben içermeyen bir el kremi arayışı içerisindeyim.
Çok özlüyorum ama paraben içermeye devam ettiği sürece yollarımız bir daha kesişmeyecek :(

Hayırlı kandiller ve kabul edilecek hayırlı dualar diliyorum hepinize.
Umarım dualarınızda yer verirsiniz..


25 Aralık 2012 Salı

Yeni yıl mimi


Sevgili Bricit, yeni yıl için birbirinden güzel dilekler yazmış, her birine yürekten aminn dediğim.
Beni de 2013 dilekleri için mimlemiş.
Bu benim ilk yeni yıl mim olması açısından apayrı bir yere sahip.
Daha önce bloglarda hep görürdüm ama benim bir blogum yoktu o zamanlar.
Blogumla birlikte girdiğim ilk yeni yıl ve ilk yeni yıl mimi bu.

Ben bu yıl bir değişiklik yıl yeni yıldan bir şey dilememeyi tercih ediyorum.

Her yıl çok mu yükleniyorum acaba yeni gelen yıla?
Eziyor muyum acaba onu beklentilerim altında diye bir öz eleştiri yaptım.
Gerçi her yıl hedeflerime ulaştım ama yine de bu yıl farklı olsun.
2013'cüğüm sana beklenti yüklemiyorum.
Ağacının altındaki paketlerde benim için bir çok güzellik bulunduğundan eminim.
Herkese güzelliklerle dolu bir yıl diliyorum..
Ve mimi Ebru i.S ile okuyan'a gönderiyorum..


6 Kasım 2012 Salı

Anti depresan şarkılarım çıksınlar bakalım..

Herkesin bi depresif dönemi vardır.
O zamanlarda çıkmak istediğimizde başvurulanlar da bellidir; çikolata (benim için nutella) ve insana kendine iyi hissettiren şarkılar.
Sevgili Bricit de bu şarkıları sormuş.
Bakalım bakalım neler iyi geliyormuş bana:

Ajda'nın bu şarkısı favorilerimin başındadır.
Yaşadım, yaşıyorum
Başım yukarıda meydan okuyorum hayata ve sana
Gönlüm doluyor aşkla, barıştım bak hayatla
Başladım yaşamayaaaa
(ki bir de döndün bak, geldin şimdi, bugünü aslında nasıl sabırla bekledimdi kısmı var ki, çile bülbülümdeki Allahhhhh faslını ben burada kullanıyorum)



Hazır başlamışken hayatımızdan da mikropları atmak gerekir.
2012'nin bana en büyük katkılarındandır bu.
Tüm mikropları attım, hayatım oldukça steril.
Onları atınca miss gibiler dolduruyormuş yerlerini, o yüzden içinize sinmeyen dost mu, aşk mı atın gitsinnn!
Seviyorsun her önüne geleni
Arıyorsun değerini bileni
Bu zamanda tabiata güvenip işe başlanmaz
Sana bi önerim olacak hayatından mikropları attt!



Ohhh mikroplar gitti, ortalık miss oldu, hanımeli koktu.
Şimdi silkenip kendimize gelip, ne kadar muhteşem olduğumuzu yeniden fark etmek gerekir.
Bu konuda Muratcığımın yardımı her daim hoşuma gitmiştir.
Ne kadar güzel büyülü bir kokun var
Sen görmeden bir yel eser senden
Nasıl bi ses tonun var
Ne söylesen masal gelir LaFontaine'den
(Akustik sevenler için şarkının akustik versiyonu burada, ve müthiş olmuş)





Kendimizi de toparladık, dersimizi aldık.
Bu dönemden de bir sürü şey öğrendik.
Bundan sonra 
Hani bu hayat ümit bağlayamam
Olmadı diye oturup ağlayamam
Gönlü geniş olan sükutu öğrensin
Sevgimi yok yere ele bağlayamam
gelir mi diye hayallere sığınamam
Kemale eren kendinden versin

diyoruz ve yaşadığımız hiç bir şeyden pişmanlık duymuyoruz.



Ve kendi değerimizi de anladığımıza göre fark etmemiz gereken içimizdeki minicik çocuğa sahip çıkmamız gerektiği
Artık beni asla yaralayamaz hayat eğer istemezsem
Yılalr beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem



Bütün bunlardan sonra o bizi üzmüş olan şeyin ne kadar önemsiz olduğunu fark etmemiz, aslında hayatımızda herşeyin gayet yolunda olduğunu anlamamız an meselesi
Bugün aşk yüzünden eyvallah ölmedim
Serseri bir kurşun da düşmedi payıma
İmamın kayığına binmedim daha
Oh be dedim her şey yolunda



Bundan sonra hayatımızda güzel şeyler olmasına hazırız artık
Hadi çağıralım:
Yeni sabahla yeni aşk gelsin bana
yeni bir hayat olsun bundan sonra
Gülsün gül yüzüm mutlu olsun kalbim
Bunca uzun yıldan sonra bunu ÇOKK hakettim


Bir de yeni olarak Sıla'nın yeni şarkısını keledim listeme.
Onu bu postumda paylamıştım.
kesinlikle anti depresan bir parça.
Umarım sana da iyi geilrler Bricitim..

9 Ekim 2012 Salı

Gri günüm böyle renklendi bir mim ve ödülümle

Bütün haftasonu orada burada gezdiğim için dün evde kalma günü ilan edip kaytardım işten.
Zaten bisiklet sürmekten kollarım, dizlerim ve totişim hala ağrıyordu.
Dolayısıyla pazartesi sendromu benim için bugündü.
Yeni aldığım saks mavi (böyle mi yazılıyo bilmiyorum, neden saks onu da bilmiyorum, bildik bi mavi olamaz mıydı adı?) elbisemi giymiş, full makyajımı yapmış, topuklularımı çekmiş, kuaföre gidip fön çektirmiş olmama rağmen havanın bulutunun gölgesinde kalıp "offf ne iğrenç bi günn" diyerek geldim okula.
Hava soğuk olsun tamam (inatla kısa kollu giymeye devam ediyorum, yakında boğazım ağrıyo demeye başlarım) ama nolur güneş olsun yaa!
Güneş olmadan ben seretonin salgılayamıyorum.
Odama geldim ve bilgisayarımı açtım ki Sevgili Bricit beni hem mimlemiş, hem de ödüllendirmişş!!
Canımmmm..
Güneşim oldu, gülümseyişim oldu..

Ödülün için çok teşekkür ediyorum ve benden de sana benden de sana diyorum..




Çantamdaki 5 şey:
# Bugün pespembe olan, tazelesem de tazelemesem de yanıma aldığım Ruj
# Saçlarım çabuk dağıldığı için arada bi ihtiyaç duyduğum küçük, katlanabilir, aynalı tarak
# Biraz sümüklüyüm, her an burnum akabilir, bu yüzden kağıt mendil 
# Dışarı adım attığım an kulağıma takıp müziği açtığım telefon kulaklığı
# Karnım tok, altım kuruyken değmeyin keyfime, bu nedenle günlük ped

Odamdaki 5 favori şey:
# Üzerine herşeyi işaretlediğim, LÖSEV'in çıkartmalı şirinler takvimi
# Elim kolum olan, başucumda duran çift yönlü (biri düz, biri tümsek) ayna
# Üstüste duran, içi toka dolu ikea'dan aldığım üçlü sepetim
# Kardeşimin safranboludan benim için aldığı pencere şeklindeki küpe askım
# Yatağımın üzerinde yumuk yumuk uyuyan pisipisim

Bu ay planladığım 5 şey:
# İngilizce öğrenmekten müthiş keyif almak(!); yarın kursa başlıyorum da, kendimi motive ediyorum böyle.
# Yaz sonu derinlemesine bi cilt, saç vs bakımı yaptırmayı düşünüyorum da randevu almak kasıyo. Canım istediğinde ben geldim diyip gitsem ya olmaz mı?
# Urfa'ya gitmek; seminerimiz orada, uçak biletimi de aldım. sabırsızlanıyorum.
# Spor salonu üyeliğimi yenilemek; ee yaz boyu büyüyen totoyu düzeltmek lazım di mi?
# Arkadaşlarımı eve davet edip yeni öğrendiğim tüm tarifleri üzerlerinde denemek.
Tezimle ilgili bi planım olmaması ne hoş (!)

Almak istediğim 5 şey:
Amanınnnn, dün kredi kartı borcumu içeren bi sms aldım. 4 haneli rakamlara ulaşmış.
O yüzden uzunn süre bişey almayı düşünmek istemiyorum.
Ama kargolarım bi an önce gelirse ve aldığım elbiseler üzerimde harika durursa çok mutlu olurum.

Beni Mimleyen kişi Bricit'ten etkilendiğim 5 şey:
# Garfield sevgisi, ki ben de bayılırım. Garfield kanunları hayat felsefemdir hatta.
# Gönül rahatlığıyla "evlenmek istiyorum kardeşim" demesi. Bıktım çünkü etrafımdaki "ayy yok bana göre diil" ayağı yapan haspalardan. ben de evlenmek istiyorum ayrıca, kimsenin sevgilisi olmak istemiyorum artık. daha yapılacak 3 çocuğum var (ilgiliye duyurulur!)
# Dobra olması, size ne kardeşim dediği postlarını "ohhh ellerin dert görmesin" diye okuyorum, sanki benim demek istediğim insanlar da okuyomuş gibi havaya giriyorum.
# Çok yönlü olması; bakıyorum bi ün kozmetik ürünü anlatıyo, bi gün hayatını, bi gün okuduğu kitabı. Standart bi konusu yok ve bunu seviyorum.
# Gözlerini dicem; hiç görmedim ama yine de gözlerinin çok güzel olduğunu düşünüyorum.

Veee ben de ödülümü ve sorularımı severek takip ettiğim Kibritçi Kız, Mavi umut ve Asabi bakire' ye yolluyorum, eğer cevaplamadılarsa..

17 Eylül 2012 Pazartesi

İkisi bir arada mim

Bayram dönüşünden beri sürekli kaçamak tatiller yapıp, burada olduğunda da son boş günlerim diyerek tembelliği sonuna kadar zorladığımdan yazamadım.
Bricitim beni merak etmiş. kuru kuru da merak etmemiş, mimlemiş, hem de çifte mimde.
Benim gibi kararsız bi insana favorilerini sormuş.
:S :S ve de :S 

Favori rengim?
Turuncu, mor, mavi, kırmızı, pembe.
Yeşil de güzel.
Sarısız olur mu?
Ya beyaz?
Hepsini sseviyorum ki ben.
Tamam en çokkkk lila ve turuncu diyim o zaman.

Favori hayvan?
Farelere bayılırım çocukluğumdan beri.
Kedilerin o zarif hareketlerine hayranım. Eve aldım bi tane doya doya izleyebilmek için.
O pati büküş, o yalanış, o sfenk oturuşu..
Köpekler dosttur.
Semenderleri ve kurbağaları da çok severim.
Bi koalayı kucaklamadan ölürsem gözüm açık giderim.
Dışarıda evet ama evde bir tek kuşları sevmem.
Çok cikliyolar yahu, bir de onların yeri kafes olmamalı.
Şansım olsa evde hepsinden olsa, ya da bi çiftlik sahibi bulsam kendime.

 Favori sayım?
1 ve 4.
Özellikle benim içim önemli olan şeyler ayın 4üne denk gelmiştir hep.
Kedimi 4 kasımda bulmuştum mesela.

Favori içecek?
Soğuk kahve ve limonata.
Kahvenin kremasını kaşık kaşık yemeye bayılırım.
Limonata da naneli olursa, hele bi de frozen şeklinde olursa ohh ohhhh!

Facebook mu twitter mı?
Twitter pek açmadı beni.
Adresim var ama ne girip okuyorum, ne de yazıyorum.
140 karakter yetmiyo bana yetmiyo.

Tutkum?
Tutku diyice aklıma vosvos geliyor.
Deniz tutkum ayrıdır.
Son kaçamak tatilimde bir günde tam 17 defa "çok güzel diil mi?" demişim.
Deniz-martı-tekne-palmiye dörtlemesi varsa hele de değmeyin keyfime.


Hediye almak mı, hediye vermek mi?
İkisi de sancılı :)
Tatlı sancılar tabi ki.
Doğum günüm yaklaşıyor (pazar günüü), alacağım hediyeleri çok merak ediyorum.
Kesinlikle bilmek istemem, süpriz olmalı.
Erken verilse de açmam, ille de gününde açıcam.
Hediye vermek için de çok düşünürüm, çok çok hem de karar verene kadar.
Aldıktan sonra da bir an önce vermek isterim, sabırsızlanırım.
O yüzden son güne kadar almamaya çalışıyorum.

Favori gün?
Özel bi sebebi yok ama kendimi bildim bileli perşembeleri pek bi severim.

Favori çiçek?
Çiçekleri ayırmam, tanımam da fazla zaten.
Bir tek birinden kırmızı gül almak istemem. Klişe geliyor çünkü.
Standart ya, bi düşünsün, seçsin.
Herkese aynı çiçek verilmez bence.
Kır çiçeklerini çok severim.
Sanırım en çok karanfil, koyu pembe kokulu karanfili seviyorum, şu an öyle karar verdim.
Saksıda ise kaktüs seviyorum, çünkü diğerlerini beceremiyorum.
Gerçi kaktüs kurutmuşluğum da var, neyse konuyu dağıtmayalım..
Okuldaki kaktüslerim bunlar:



2. mim Ne koleksiyonu yaptığıma dair..
Çoğu kız çocuğu gibi peçetelerle başladım.
Açar açar bakardım, sıralardım onları, gruplandırırdım.
Sonra battılar bana nedense, hepsini attım.
Ardından deniz kabuğu koleksiyonuna başladım.
Kesmedi içi dolu kabukları toplamaya başladım.
Evi kertenkeleler bastı, annem hepsini çöpe attı.
Ara ara birşey biriktirmeye karar verip vazgeçtiğim oldu.
Şu an bi koleksiyonum yok.
Koleksiyon denmez ama gittiğim yerlerden orayı simgeleyen magnetler alıyorum. (akşam eklerim fotoyu)
Bir de dilek çocukları albümüm var, onları biriktiriyorum anı olması için.
İtiraf edeyim, bir ex albümüm var; önemli önemsiz, uzaktan yakından, platoniğinden gereksizine fotolarını bi albümde tutuyorum.
Diğer türlü biraz cılız kalıyo, özgüveni sarsılıyo insanın..

Eğer yapmadıysa topu Tuvalet kağıdına atıyorum..


14 Ağustos 2012 Salı

İlginç Sorular Mimi

Sevgili Bricit, Tuvaletkağıdı ve Maviumut beni mimlemişler.
Sorular biraz zor.
Teşekkür ediyor ve başlıyorum:


Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?
Algılamam biraz zaman alır sanırım.
Sonra oturup üzülürüm.
Üzülmekten sıkılınca, "şurada 1 yıl ömrüm kalmış, yarısını böyle mi harcıyorum" diye kendime öfkelenirim.
Öfke nöbetim de biterse nihayet, zamanımın az kaldığını farkedip, değerlendirmeye karar veririm.
Sağlık durumum el veriyorsa, yataklara düşmüyorsam eğer ölmeden önce yapılacaklar listemi gözden geçiririr, eksik maddeleri tamamlamak isterim.
-Yunuslarla yüzmek
-Yamaç paraşütü yapmak
-Bi koalayı kucağına almak
-Batın'la tanışmak (Anne olmak yani) de buna zaman yetmez gibi görünüyo. SOn yılımı kocaman bir karın ve mide bulantılarıyla geçireye gerek de yok.
Hem kim bakacak o çocukcağıza ben ölünce. Bu maddeyi atlayalım.
Bi de tezimi bitirip, dünya gözüyle Dr. ünvanının ismimin önüne eklendiğini görmek isterim.
De bunun için öleceğimi mi öğrenmem gerekiyor diye sordum birden kendime :S
Sıradaki soru.. (işine gelmeyince kaçma hareketleri bunlar!)

Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?
Karanlıktan, balkon tipi yerlerden ve dişçiden korkuyorum.
Dişçi anıları dinleyemem hiç.
Balkona çıkarım fakat ön kısmına yaklaşınca başım dönüyor, ikinci katta bile olsam.
Takıntılarımı burada uzun uzun yazmıştım.

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?
Hiç mi yok?
Hiçbiri mi?
Kimse mi yok cidden??
Önce inanmam, bakarım her yere, herkesi ararım bir bir.
Aaa hakkaten diyip, sevdiklerimin de olmadığını görünce önce bi üzülürüm.
Sonra dünya bana kaldı yahu diyip napabilirim diye düşünürüm.
İşe gitmeye gerek yok.
Bankalardaki bütün para da benim, dicem de parayı verecek kimse de yok.
Bütün kitaplar bedava, yaşasınnn.
Yemekler de, gerçi onca yiyeceği tükemem, çok da dayanmaz bozulurlar.
Ee bana kim kebap yapacak, ya da tiramisu, ya da cips?
Dünyayı gezeyim desem, arabama benzini nasıl alıcam?
Araba bozulursa?
Bütün arabalar benim ki, değiştiririm,o mesele diil.
Off öğrenmem gereken ne çok şey var..
Hayvanlar duruyor ama di mi?
Aaa, bütün evler de benim olduğuna göre istediğim insanın evine girip eşyalarını da karıştırabilirim.
Artık etik derdi de yok.
Bak en çok bunu sevdim.
Bakalım kim benden neler saklıyormuş..

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ? 
Avustralya.
Çünkü koalalar orada.
Diğer en çok merak ettiğim de Roma, Vatikan, Aşk çeşmesi.
Nedeni mimari ve de pizza tabi ki.

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ? 
Kurbağa öpmedim çünkü denk gelmedim.
Beklentisiz de öperim sorun diil, hayvanseverimdir ben.
İlgi alanım genelde büyükbaşlardır.
Öküz öptüm, gergedan öptüm, odun öptüm bol bol.
Onlar bişeye dönüşmedi ama  bendeki odun taraf o öpücüklerden gelme zannedersem.

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?
Telefon kulaklığım, müziksiz olmaz.
Minik, taraklı, katlanan aynam.
Yüz için güneş koruyucum.
Tamam biraz süslüyüm.

Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?
Öyle bi kitap var: İki Yeşil Su Samuru_Buket Uzuner.
Hep günlüğüme dokunur gibi hissetmişimdir sayfaları karıştırırken.
Olaylar olmasa da duygular, heyecanlar, korkular, tepkiler o kadar aynı ki Nilsu'yla.
Çok özeldir benim için o kitap.

Ama istek yapıyorsam 3 idiots'taki Ranco olmak isterdim.
Hayata onun kadar pozitif bakmak ve hayatımı tutku duyduğum şeylerle geçirmek.

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ? 
Yalan mıymış yani? 
Sırf bu yüzden mi onca zaman arkadaşım gibi davranmış?
Anlattıkları da mı yalanmış, o çocuklar, o ağlamalar... önce onu bi öğrenmek isterim.
Yalansa hayatta gitmem, bitmişir benim için.
Silerim kendisini.
Yok doğruysa, o zaman düşünürüm.
Pek istekli olduğumu söyleyemem.
Orada yiyebileceğim şeyler var mı, bana iğne batıracaklar mı, bi yerimi kesip alacaklar mı bunlar önemli şeyler.
Sivilcelere iyi gelen bi uygulamaları var mı?
Varsa neden hala buradayız, çıksak ya yola bir an önce aaa yolumuz uzun.
 
İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir? 
İŞte şimdi düştünüz elime!
Önce sinirimi bozan insanlara dadanırım.
Bardağı masaya mı koydu, bardağı diğer tarafa koyarım.
Eşyalarının yerini değiştiririm, kafayı yesin biraz.
Önemli belgelerini yırtarım.
Bilgisayarını çökertiririm.
Giysilerine nar suyu dökerim.
Dışarıda eğlenirken elbisesinin fermuarını açarım.
Yih yihh yihhh yaşasın kötülük.

Sonra hocalarıma gider, kulaklarına kendimle ilgili harika şeyler fısıldarım.
Ne kadar çalışkan, ne kadar disiplinli, ne kadar canayakın, ne kadar akıllı.... olduğumu.
Kulaklarına küpe olsun.

Sık sık uçağa biner ve istediğim yere gidip dönerdim.
Ne var ki, o uçak zaten gidiyor oraya, ben olsam da olmasam da.

Kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler?
Genelde yürürüm.
Sadece yürürüm.
Bazen kulaklığımı takar, daha önce girmediğim sokaklara dalar, önce kaybolup, sonra yolumu bulmaya çalışırım.
Çok yakın arkadaşlarımdan birini arayıp, nefes alamdan bıdı bıdıı bıdı konuşur, yorulunca cevabını beklemeden "ohh iyi geldi, teşekkürler" diyip kapatırım.
Ya da ikea ya giderim, showroomlarını dolaşırım.
Evimin olduğu kadar ruhumun da herşeyi.

Bu mimi herkes cevapladı sanırım.
Kimse kalmadı sanki.
Kalan olduysa onlara gelsin..





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...