19 Eylül 2013 Perşembe

Tatil Arkadaşım: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri



Sayfa Sayısı: 336
Basım Yılı: 2013
Yayınevi: NTV

Tatilimde bana eşlik etmesi için onu seçtim ve çok da memnun kaldım.
Oldukça ilginç ve keyifli bir partner oldu benim için.
Gündüz deniz kenarında okuyup, akşam kitap okumayı değil ama dinlemeyeni pek seven sevdiceğimle paylaştım.
Okumak üzere benden aldı ama pek ümidim yok açıkçası.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Tatil biter anısı kalır: tatlı kediler dünyası Side


Kedilerin rahatça uyuduğu bir yerde huzur vardır, 
çünkü insanlar sevecendir, insandır.
İşte Side'nin mırıl mırıl kedicikleri


17 Eylül 2013 Salı

bugün


Nasıl bir şeymiş ki bu aşk, 
insan sevdiğinden ayrılınca hayatı yedeğe alıyor, 
yaşıyormuş gibi yapıyor ve herşeyi kafasına yazıyor.
Bir gün aşkına kavuşacak, 
bir bir anlatacak o yedekte yaşadığı hayatı.."

<Buket Uzuner_Su>

16 Eylül 2013 Pazartesi

Durduk yerde geren bi film: Neva


Dün Neva filmine gittik sevdiceğimle.
Ilgın Olut, kendi hikayesini anlattığı kitabını yazmış ve kitap 2000 yılında Dünya Aktüel Ödülleri En Çok Satan Roman Ödülünü almış.
Bu film de kitabın sinemaya uyarlanması.
Kitabı okumadım, yorumu okuyanlara bırakıyorum.
Ama filmi beğendiğimi söyleyemem.
Film bir tıp öğrencisi ile tıp asistanı arasında yaşanan aşkı anlatıyor.
Aslında hepimizin hayatının bir yerinde bir arkadaşından, arkadaşının arkadaşından, bir şekilde tanık olduğu bir hikaye.
Sanatsal anlamda duygular güzel verilmiş, kız tatlı, çocuk yakışıklı, en önemlisi Ankara'da çekilmiş.
Başka bir artısını göremedim.


Gelelim benim yorumuma (izlemek isteyenler burada okumayı bıraksın lütfen):
Çocuk Ankara'da bir tek beni götürmemiş.
Kızcağızın öylesine takıldığı, elini bile tutmadığı eski sözde sevgilisini sorun ediyor da ediyor.
Bir Allah'ın kulu da "kardeşim sen kendine bak önce" demiyor nedense.
Aslında zaten bence çocuğun öfkesi kendisine. Kendi duygu olmadan yaşadığı şeyler için kendisine öfke duyuyor, kendisinden tiksiniyor da bunu kıza yansıtıyor.
Klasiktir ya, erkeğin elinin kiri, kadının namusu, iffeti klişesi.
Oldu gözlerim doldu yavrucuğum..
Aynen böyle bir film işte.
Al ayağının altına patakla güzelce.
Tüm salon sinir olduk.
Ama asıl eğlencelisi kendini tutamayıp tepki veren diğer izleyenlerdi.
Kız savunma yapıyor filmde: 
"-Ama o benim arkadaşım, sıcak kanlı biri, kötü niyeti yok"
Arkamızda oturan çocuk cevap veriyor:
 "-Klasik kız işte, aynı benim Gizem"
Filmdeki çocuk cevap veriyor: "-Benim karım olacaksan bir ..... .... nın sana yav....masına izin vermeyeceksin bundan sonra"
Arkamızda oturan delikanlıdan anında tepki:
"-Hey koçum benimm! Ağzına sağlık"
Kendisi diyemiyor anlaşılan Gizeme :)

Benzeri tepkilerle çıktıktan sonra yol boyunca güldük.
Merak edenler için filmdeki sonun gerçekteki son olmadığını okudum, doğru mu bilmiyorum ama, umarım gerçek değildir..

Sinemada izlemek için önermiyorum. Ama izlemek isteyenlere de keyifli saatler diliyorum..





12 Eylül 2013 Perşembe

Yeryüzünde Turunç sahili diye bir cennet varmış. Bu yaşıma kadar haberim yoktu varlığından

Tatilimin ikinci durağı Marmaris'in Turunç beldesiydi.
Öyle bir yerin varlığından haberdar değildim, 
ama İngilizler yıllar yıllar önce keşfetmiş.
En çok  da buna bozuluyorum ya.
İstanbul'da yaşayan canım arkadaşım, kötü gün dostum Yeşimiko sayesinde öğrenmiş oldum burayı.
Birlikte tatil yapmaya karar verdiğimizde o ayarladı burayı ve kalacağımız yeri.
"Sen karar ver" dedim ve beni hiç yormadan misler gibi bi tatil ayarladı ikimiz için.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Tatilde öğrendim ki bebek bakmak kabus değilmiş

Çocukları inanılmaz seven biriyim aslında.
Haftasonu bebek patisine dokunmak için avm'lere gitmişliğim çoktur.
3 yaşından sonraki çocuklarla aram da çok iyidir.
Severler beni, oyunlar oynarız, şarkı söyleriz falan.
Ama konuşmayana, 2 yaş altı bi bebekle çok fazla bir arada olmadım.
Sevip annesine geri verirdim hep.
"Benim çocuğum 3 yaşında doğsun, derdini anlayabileyim" derdim.

Tatilimin ilk durağı Muğla Yatağan'dı.
Lisedeki en yakın dostumu ziyarete gittim.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Ve tatil biter, kürkçü dükkanına selam olsun

Mükemmel bir 15 gün ve mükemmel bir tatilin ardından bu sabah saat 7.30 itibarıyle yuvaya dönmüş bulunuyorum.
Tatil sonrası sendromu için hazırlamıştım kendimi; şortumun, terliğimin olmayacağı, şezlonga uzanıp, denize girmeyeceğim gerçeğine.
Pisiciğimin atacağı triplere, yanıma yaklaşmayacak olmasına, bir süre yüz vermeyecek oluşuna.
Ama bu soğuğa hazırlamamıştım.
 Ankara soğumuş.
23 dereceyi gösteriyordu bugün termometre.
"Vay be" dedim, "dün denize gir, bugün uzun kolluları giy."
Öğleden sonra "yter ilk günden bu kadar çalışmak" diyip eve geldiğimde ne göreyim?
Kapımda bir güzellik bekliyor beni..

Tatil fotoğraflarımı tabi ki paylaşacağım.
Biraz ısınayım, ondan sonra :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...